Logo
T.C İZMİR VALİLİĞİ (ÖZEL) BEKABEKA ANAOKULU
YARIN OKULLARI
 EĞİTİMDE 15. YILIMIZ.    Okuyun, Eğitim Canavarı Olmayın!
Ana Sayfa
 
Okulumuzun bahçesi ve ıhlamur
ağacındaki fantastik ağaç evimiz.
Ihlamur ağacına bizim bazı çocuklar;
"Ihmılır, ılmılır, ıhtımır vb" diyorlar. :)
Her mayıs ayında ıhlamurumuzu cümbür
cemaat toplarız ve kışın kahvaltılarımızda
bi güzel içeriz. Size de bekleriz :)
 
 
Oyun salonumuzda Lego saatimiz.
Hem zekamızı geliştiriyoruz, hem de aynı
tür oyuncaklarla oynayarak paylaşmayı
öğrenmeye çalışıyoruz. Hedefimiz
oyuncak gününde kendi oyuncaklarımızı
da paylaşılabilmek.  :)
Sınıflarımızda iki öğretmen eğitim verir.
Kadromuz deneyimli ve profesyonel
öğretmenlerden oluşmuştur.
 
Okul binamız yüksek tavanlı, ferah ve
eski Buca evlerindendir.
Merkezi sistemle ısıtılır.
 
 
Başöğretmen Atatürk'ün yukarıdaki
sözü eğitim felsefemizin değişmez
ilkesidir.
 
 
Bu küçük hanfendi Bekabeka'ya geldiğinde
biberonu bırakmak zorunda kaldı ne
yazık ki... :)
Bale derslerimiz
Çağdaş dans ve Bale derslerimiz yıl içinde sürmekte ve öğrencilerimize sanatın ve estetiğin temellerini uzman eğiticileriyle vermektedir.
Drama ve Tiyatro
"Bana kendini ifade edebildiğin kadarsın" demiş ünlü düşünür Konfiçyüs.Drama ve tiyatro derslerimiz profesyonel eğiticilerle verilir. BEKABEKA yaratıcılığa verdiği önem dolayısyla, kendi tiyatro metinlerini öğrencileriyle yaptığı doğaçlama çalışmalarıya oluşturuyor.
"AMAN ORMANCI, CANIM ORMANCI, YIKMA MASAYI!"
BEKABEKA ANAOKULU çağdaş değerleri yakalamaya çalışırken kendi öz değerlerine sahip çıkar ve geliştirir.
Psikolojik Danışma Servisimiz Her zamanyanımızda ve aktiftir.
BEKABEKA anaokulunun bir kuruluşu olan PERFORMANS PSİKOLOJİK DANIŞMA ve KİŞİSEL GELİŞİM MERKEZİ gözetiminde eğitim öğretim planlarımız gerçekleştirilir ve öğrencilerimizin psiko- sosyal gelişimleri takip edilerek sizlerle paylaşılır.
ANAOKULUNA BAŞLAMAK
ANAOKULUNA BAŞLAMA YAŞI
 
Anaokuluna başlamak için üç yaşın altı biraz erken, dört yaş da biraz geç sayılabilir. Çocukların gelişimleri gözlendiğinde bu durum kolayca fark edilir.

Bebeklerin yetişkinle bire bir alışverişe gereksinimi yüksektir. Bu nedenle, çalışan annenin bebeği doğduğunda, olanakları elveriyorsa, işine bir süre ara vermesi ve çocuğunu yetiştirmeyi kendisinin üstlenmesi yararlıdır.

Bebekleri ile sürekli ilgilenen anneler, onların davranışlarının ne anlama geldiğini, başka bir deyişle, davranışlarıyla gönderdikleri mesajları yorumlamayı kısa zamanda öğrenir. Örneğin, bazı huzursuz kıpırdanışlar acıkma belirtisi, bazıları ise kucağa alınma arzusunun ifadesidir. Bu anneler aynı aylardaki başka bebeklerin gereksinimlerini, kendi çocuğununki kadar iyi fark edemez. Aynı şekilde, bebek de annesinin davranışları ile gönderdiği "sinyalleri" yorumlamayı yavaş yavaş öğrenir. Öğrendikçe de, çevresini saran kargaşa, bildik bir dünyaya dönüşür. Sinyallerin hep aynı yetişkin tarafından gönderilmesi, çocuğun bunları tanımasını, anlamasını kolaylaştırır; dolayısı ile de çocuk daha süratle ve iyi gelişir.

Anne çalışma hayatını sürdürmek durumunda ise, annelik işlevlerinin bir kısmını başkasına devredebilir. Annenin uzakta olduğu saatlerde, anneanne, babaanne, çocuk bakıcısı gibi bir yetişkin çocuğun bakımını üstlenebilir; ruhsal ve bedensel sıcaklık gereksinimini karşılayabilir. Kolayca anlaşılabileceği üzere, bu (ikinci) kişinin sıkça değişmemesinin yararı büyüktür.

Çocuk büyüdükçe, durum farklılaşır: gelişmesine uygun olarak dünyasının zenginleşmesi, hareketlenmesi, renklenmesi gerekir. Günümüz küçük aileleri, apartman dairelerinin dar sınırları içinde yaşadığından, sunulanlar çocuklara yetmemeye başlar. Psikoloji biliminde buna yayılma/genişleme (= Expansion) ihtiyacı denir. Çocuk sanki, sınırlarını genişleten bir ülke gibi, yakın dünyasını fethetmeye uğraşır.

İlk çocukluk yıllarında gelişim öyle hızlıdır ki, bir iki yaş farklı kardeşler oyun arkadaşı olarak birbirine yeterli gelmeyebilir. Örneğin üç yaşındaki bir çocuk, iki yaşındaki kardeşinden çok daha fazla şey yapabilir, oyunlarını küçük kardeşinin bozmasından da bunalmıştır. Üç yaşındaki çocuğun yeni şeyler deneyebilmesi için yaşıtlarına ve daha büyük çocuklarla birlikteliğe gereksinimi vardır.

Küçük çocuklar, diğer çocuklarla "birlikte" oynama olgunluğuna üç yaşına doğru ulaşabilir. Dikkatle gözlendiğinde, birlikte oynuyor gibi görünen iki - iki buçuk yaşlarındaki çocukların birbirleri ile değil, ayrı ayrı (yani paralel) oynadığı fark edilir.

Çocuklar, oyun arkadaşının elindeki oyuncağı almak istediğinde veya birkaç çocuğun önceden başlattığı bir oyuna girmek istediğinde, reddedilme durumlarını sıkça yaşar. Ancak, duygusal alanda belirli bir gelişmişlik düzeyine ulaşmış çocuklar bu tür reddedilmelerin yol açtığı hayal kırıklıklarını taşıma gücündedir. "Çocuk böyle durumları yaşamadan, uygun tepki vermeyi nasıl öğrenebilir ki?" gibi bir soru akla gelebilir. Merdiven tırmanmak için gerekli biyolojik olgunlaşma gerçekleşmeden merdiven tırmanma alıştırmaları yaptırmamızın nasıl yararı yoksa, çocukları gereğinden erken anaokuluna göndermemizin de yararı yoktur. Çünkü hayal kırıklıklarını taşıyabilmenin de biyolojik bir alt yapısı vardır. Bu alt yapı üç yaşına doğru olgunlaşır. Ayrıca, yine üç yaş civarında çocuklar evden bir süre uzakta kalmayı taşıyabilecek olgunluğa ulaşır.

Aşırı koruyucu bir yaklaşımla yetiştirilmiş ve/ya da bağımlı çocuklar beş yaşına da gelse, bir türlü anaokulu olgunluğuna ulaşamaz.

Her şeyin onların gereksinimlerine göre düzenlendiği anaokulunda çocuklar, pedagojik bir atmosferde, kendilerine rahatça oyun arkadaşları bulabilir; başka çocuklarla oynarken güçlerini ölçer; yapabilmeyi, başarabilmeyi yaşar; bir şeyle uzunca bir zaman ilgilenme alışkanlığı kazanır. Birlikte oynarken, kuralların önemini ve değiştirilebilirliğini kavrar; birbirini gözetmenin, yardımlaşmanın gerekliliğini anlar. Başkalarının oynadığı oyuncak daha caziptir, fakat her zaman ulaşılamayabilir. Böylece hayal kırıklıklarına tahammül etmek öğrenilir; benim-senin ile ilgili deneyimler biriktirilir. Çocuklar oynarken çekişmelerden kaçınılamaz. Anlaşmazlıkların üstesinden gelebilmek, ancak anlaşmazlıklar yaşanırken öğrenilir.

Anaokuluna erken gitmenin bazı olumsuz etkileri bulunduğu gibi geç başlamanın da getirdiği olumsuzluklar var. Geç giden veya hiç gitmeyen çocuklar, anaokullarındaki yaşıtlarıyla karşılaştırıldığında, özellikle duygusal gelişimlerinin yavaşlamış olduğu fark edilir. Sadece evde yetişen çocuklar, anaokullarındaki yaşıtlarına göre daha çocuksu, daha bağımlı ve kendi ayakları üstünde daha zor durabilir.

Anaokulunun çocuğun zihinsel gelişmesini hızlandırdığı herkesçe bilinen bir gerçek olduğundan, konuya burada ayrıca yer verilmiyor.

Fark edileceği üzere, anaokulu, sadece çalışan anneler veya zamanını çocuklarsız da değerlendirmeyi düşünen anneler için uygun bir çözüm değil, aynı zamanda çocuklar için vazgeçilmez bir eğitim kurumudur.
HANGİ OKUL SİZE GÖRE?
Anaokulu ve Kreş Seçerken Nelere Dikkat Etmelisiniz !
Çocukların güvenliğine önem veriliyor mu? Okul güvenli bir şekilde döşenmiş ve gerekli önlemler alınmış mı?
Sağlıklı bir beslenme sağlanıyor mu?
Okulun atmosferi hoş ve eğlenceli mi yoksa gergin ve soğuk mu?
Beslenme ve uyku saatleri neye göre planlanmış? Çocuğun bireysel ihtiyacına göre küçük değişiklikler yapılabiliyor mu?
 
Öğretmen 4 çocuktan biriyle ilgilenirken diğer üçünü nasıl bırakıyor?
Her çocuğa bireysel dikkat ve ilgi var mı?
Siz orda kalmak ister miydiniz?
Haber vermeden her zaman ziyaret edebilmeniz mümkün mü?
Sabahleyin çocuğun ihtiyaçlarını bildirmek, akşamları da çocuğun o günkü davranışlarıyla ilgili bilgi almak mümkün mü?
Eğitime ve duygusal gelişime verilen önem ve ağırlıkları nasıl? Bazı okullar eğitime, bazıları da sosyal-duygusal gelişime daha fazla ağırlık vermektedirler. Sizin tercihinize göre bir okul seçin.
Öğretmenler mutlu mu, bir ekip çalışması izlenebiliyor mu?
Öğretmenler her koşulda çocukla oyunvari bir etkileşim içinde mi? Cicili bicili oyuncaklar çocukların zaafıdır. Seçtiğiniz okul oyuncağa mı yoksa oyuna mı öncelik veriyor?
Çocuklar mutlu ve neşeli mi?
Okulun belli bir metodu ve eğitim felsefesi var mı? Bu felsefe sizin yaşantınıza uyuyor mu?
Bütün okul öncesi eğitim kurumlarının temel amacı Çocukları OKUL OLGUNLUĞUNA getirmektir. Okul seçmek, çocuğunuzu sizsiz bir halde bir otobüs firmasıylabaşka bir yere göndermeye benzer. Çocuğunuzu seçtiğiniz firmanın sürücüsüne ve muavinine teslim edersiniz. (Mesela çocuğunuzun okul öncesi bir okuldan ilköğretime yolculuğu gibi) Seçtiğiniz otobüs son model donanıma sahip (fiziksel yeterlikleri mükemmel bir okul) bir araç olabilir. Ama eğer sürücü size güven telkin etmiyorsa çocuğunuzun o yolculukta pek de rahat etmeyeceğini hissediyorsanız uzaklaşın oradan. Fiziksel koşulları ve donanımı mükemmel de olmasa sürücüleri size güven veriyorsa o okulu kendinize seçin. Örneğin; Okulun Psikolojik ya da pedagojik danışmanı (gerçek sürücüleri) pratikte var mı? Öğretmenlerin programları uzmanlar gözetimin de ve yönetimin de mi oluşturuluyor? Gerektiğinde karşılaştığınız problemleri aşmanıza yardım edecek uzmanlar çalışıyor mu?
 
 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 

BEKABEKA ANAOKULU

15. YILINDA!

15. Hizmet yılındaki
 BEKABEKA ANAOKULU
 yeni dönem
kayıtlarına devam ediyor.
Eğer sizin de okul öncesi eğitim çağına gelmiş
bir çocuğunuz varsa, lütfen yukarıdaki yazıları
Okuyunuz.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
ÇOCUĞUNUZ ANAOKULUNA HAZIR MI?
Anaokuluna Hazır Olma Belirtileri    Nelerdir?
Bir çocuğun okula hazır olduğunun en önemli işaretlerinden biri anneden ayrılmada sorun yaratmaması ve kısa sürelerle de olsa evden ayrılmaya istekli olmasıdır. Genellikle anneden ayrılmaya istekli olan çocuk konuşması diğer yetişkinler tarafından da kolayca anlaşılabilen çocuktur. Parkta veya dışarıda oynayan çocuklara ilgi gösterme de grup yaşantısına hazır olmanın önemli işaretlerinden biridir. Çocuk bu oyunlara katılmadan sadece izlemek istese bile bu ilgi çocuğun kendini yetişkinden koparabileceğini gösterir. Kuşkusuz tüm bunların dışında çocuğun temel özbakım becerilerini de kazanmış olması gerekir. Bu konuda çocuklar arasında önemli bireysel ayrılıklar olmakla birlikte yuvaya başlamak için pek çok açıdan en uygun yaş yaklaşık 2.5-3 yaştır.
Okulöncesi eğitime başlama çocuk için stres yaratan bir olay olmamalıdır. Böyle bir gruba katılma çocuk için anneden veya alıştığı bakıcısından ayrılma, tanımadığı birine poposunu sildirme ve bir odada bir sürü çocukla bir arada oynamayı başarma gibi pek çok farklı anlam taşır. Eğer okul bu ayrılığın etkilerini en aza indirerek başlarsa çocuk için uyum sağlama daha kolaylaşır. Çocuk sonuç olarak orada kalacağını ve hiçbir çocuğun başında özel bir yetişkinin bulunmadığını kavrayacak ve anneden vazgeçecektir. Çocuğun anaokuluna hazır olması kadar sizin çocuğunuzu okula vermeye hazır olup olmadığınız da önemlidir. Çocuğu okula verdiğiniz için eğer, yalnızlık, çaresizlik, suçluluk, kaygı, çocuğu kaybetme korkusu ve hatta öfke gibi duygular yaşıyorsanız onlarla yüzleşin.
Enerjinizi, bu duygularla baş etmek için harcayın. Siz gözleriniz yaşarmadan çocuğu yuvaya bırakabildiğiniz zaman çocuğun da bu ayrılıkla başa çıkabildiğini göreceksiniz.
Çocuğu Gruba Alıştırmak İçin Öneriler
Çocukla birlikte birkaç kez okulu ziyaret edin ve onu öğretmeniyle tanıştırın.
Çocukla bir hafta öncesinden ilk gün ve okuldaki arkadaşları hakkında konuşun
Diğer çocukların da aynı kendi gibi olduğunu vurgulayın.
Anaokuluna ilk başladığı günlerde bir süre çocukla birlikte kalın ama bunun ne kadar süreceğini çocuğa önceden bildirin ve çocuk daha önce yuvaya alışsa bile sözünüzde durun.
Ayrılırken mutlaka “hoşçakal” deyin. Onu okuldan alırken ya da eve servisle bırakıldığında sarılıp kucaklayın.
İlk günler çocuğun sizi aramasına fırsat vermeden çocuğu erken alın.
Mümkünse çok sevdiği bir oyuncağını yanında götürün.
Çocuk, kimden en kolay ayrılıyorsa yuvaya onun bırakmasını sağlayın.
Çocuk akşam eve döndüğünde o gün yaptığınız ilginç şeylerden söz etmeyin.
Bir kere alıştıktan sonraki ayrılık gözyaşlarını ciddiye almayın. Mümkünse ya siz de ağlamayın ya da ona sakın belli etmeyin. :)
 
 

 

 

 

 

Adres : 81. Sokak No:28 BUCA-İZMİR (BUCA HEYKEL MEYDANI, İŞBANKASI SOKAĞI) TEL: 0 232- 4405610
 
 
 
PSİKOLOJİK YARDIM MERKEZİ
Performans Psikolojik Danışmanlık
0232 4405610

DUYURU PANOSU

   BEKA BEKA ANAOKULU
15. YILINDA BUCADA MEZUN ETTİĞİ YÜZLERCE ÖĞRENCİSİNİN GURURUNU
 YAŞIYOR.
 
OKULUMUZ 10 AĞUSTOS 2009 İTİBARİYLE YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA BAŞLIYOR.
 
 






SİTENE EKLE

 
            81. SOKAK NO:28 BUCA- İZMİR
               (Buca Heykel Meydanı İşbankası sokağı)
         TEL  0 232 4405610